Tedarik Zinciri Yönetimi

Kaynak kullanımı (sourcing), diğer bir deyişle satın alma ya da tedarik, “ürün, malzeme ve hizmetlerin kimden/nereden temin edileceği konusundaki kararlarla sonuçlanan bir faaliyetler serisidir.” Bir şirketin kărı, o şirketin tedarikçileriyle olan iş performans ilişkisinden önemli bir şekilde etkilenir. Satınalma lojistikle kuvvetli ve yakın ilişkisi olan bir alandır. Satın alma departmanı kararlarını; ürüne olan gereksinim, tedarikçilerin temel özellikleri ve lojistik açıdan uygunluk gibi birçok etmeni göz önünde bulundurarak alır. Bir ürünün kalitesinin ve maliyetinin bir sınırı vardır. Tedarikçiler kendilerinin tercih edilmesi için katma değerli hizmetler ve özellikle lojistik olarak farklılaştırmaya çalışırlar.

 

 

Büyük şirketlerin lojistiğine dikkatinizi çekmek isterim. Bu kapsamdaki bir lojistiği yönetmek ne anlama gelmektedir? Şöyle başlayalım, muhtemelen bu şirket tüm dünya ve ülkemizdeki birçok tedarikçi firmadan parçalar satın almaktadır. Mevcut ve ileride oluşacak yeni fabrikalarında bu parçaları birleştirip ürünler üretmekte ve bunları yine ülkemize ve tüm dünyaya satmaktadır. Tek bir otomobili ve o otomobilde bir araya gelen binlerce parçayı düşünün. Şimdi de o parçaların geldikleri yerleri bir hayal edin. Takdir edersiniz ki bu sadece bir otomobil modeli içindir ve söz konusu şirket onlarca farklı model üretebilir. Birilerinin bütün bu parçaların ihtiyaç duyulduğu yere,  ihtiyaç duyulduğu miktarda, ihtiyaç duyulduğu zamanda, en ekonomik ve gerektiğinde istisnai durumları çözecek esnekliğe sahip bir şekilde,  ulaştırılmasını yönetmesi gerekmektedir.

 

Belki lojistik çok kapsamlı ve karmaşık bir iş olarak görülmeyebilir. Ama verdiğim örnekte gördüğümüz üzere, lojistik bir çoğumuzun düşünebildiğinden çok daha önemli bir iştir. Hatta bir açıdan ölüm kalım meselesi olarak değerlendirilebilir. Bildiğiniz gibi yediğimiz yiyecekler çok uzak yerlerden gelebilmektedir. Söz konusu yiyecekleri getirme ve dağıtabilme yeterliliğimiz olmasaydı, sonuç hepimizi çok olumsuz bir şekilde etkilerdi. Evlerimizde sahip olduğumuz hemen hemen her şey farklı yerlerden gelmektedir, bunları makul bir süre içinde ve nispeten uygun fiyata almamıza katkıda bulunan temel faaliyetlerden biri lojistiktir. Lojistik nefes gibidir, kesilince önemi anlaşılır. Yönetim gurusu Peter Drucker lojistiğe “ekonominin karanlık anakarası” demektedir ve lojistiğin en çok göz ardı edilen ama geleceği en parlak iş sahası olduğunu söylemiştir. 

 

Tedarik zinciri yönetimi isedaha yüksek bir kapsam ve karmaşıklığa sahip lojistik olarak düşünülebilir. Tedarik zinciri, malların sadece bir yerden başka bir yere taşınması değil, asıl kaynağından tüketildiği yere kadar olan hareketidir. Tedarik zinciri, bir sonrakinin tedarikini sağlayan şirketlerin oluşturduğu büyük bir zincirdir. Bu zincir içerisindeki şirketler genelde birbirinden bağımsız şirketlerdir. Okuduğunuz bir kitabı düşünün. Bir matbaada üretilmiştir. O matbaa da kağıdı büyük bir olasılıkla bir kağıt satış şirketinden almıştır. Kağıdı, kağıt satış şirketinden matbaaya taşımak bu zincirdeki bir halkadır. Şimdi de kağıt satış şirketinden bir önceki aşamaya gelin ve kağıdın bir kağıt üretim şirketinden geldiğini ve sırasıyla onun da hammaddesini bir kereste şirketinden aldığını düşünün. Bütün bu halkaları bir araya getirin, artık bir tedarik zinciri vardır. Böyle bir zinciri planlamak ve yönetmek çok kapsamlı bir boyuttur. Tedarik Zinciri Yönetimi, etkinliği ve verimliliği arttırmak için halkaları(şirketleri) bir araya getirme yoludur. MRP II bu noktada çok önemli işlevleri yerine getirmeye hazır bir sistem olarak algılanmalı ve önemsenmelidir. Sayın Hocam Ders esnasında da belirttiğim gibi bazı işleri yapıyoruz fakat detaylı bilgiler öğrendikçe anlamı farklılaşıyor ve iş yapma biçimlerimizi etkiliyor. Daha doğru sonuçlara ulaşmak için sadece üzerimize düşenleri yapmak kafi geliyor. Aslında her biri kendi alanında uzman olan bağımsız şirketleri birlikte ve entegre çalışır duruma getirebilmek çok kolay değildir. Bu durum sosyal bilimlerde Birlikte Hareket Etme Problemi olarak tanımlanmaktadır. Ayrıca şirketler müşteri ya da tedarikçileri ile işbirliği içinde çalışmayı kolaylıkla gerçekleştirirken, tedarikçilerinin tedarikçilerine ulaştıklarında ve zincirde daha da geriye doğru ilerlediklerinde işler daha da karmaşık hale gelmektedir. Ancak bir şirket yüksek verimlilikte çalışan ve rakiplerinin kuramadığı bir tedarik zinciri yapısı kurduğunda, önemli bir rekabet avantajı elde etmiş olacaktır. Peki tedarik zinciri entegrasyonu üyelerine ne gibi yararlar sağlamaktadır? Öncelikle zincirin parçası olan şirketler arasındaki işbirliği, riskleri azaltmakta ve gerçekleştirilen tüm lojistik faaliyetlerin verimliliğini arttırmaktadır. İkinci olarak ise zincir üzerindeki gereksiz fazlalıklar ve israflar ortadan kaldırılmaktadır.  Bundan sonra rekabet şirketler arasında değil zincirler arasında olacaktır. Bu aşamada kendi şahsi tecrübelerim şunu gösterdi, firmanın finansman gücü ile tedarik zinciri yöneticisinin desteklenmesi gereklidir. Çünkü tedarikçiler finansman yönü güçlü, aynı zamanda ödeme taahhütlerini, verdikleri sözleri zamanda yerine getiren firmalarla çalıştıklarında çok daha verimli oluyorlar. Firma finansman yönünden güçlü olduğu halde dürüst davranmıyorsa tedarikçiler bu konudan fevkalade rahatsız olmakta ve istenilen performansı gösterememektedirler.

 

Günümüz dünyasında artık klasik satıcı-alıcı ilişkileri ile tedarik zinciri yönetimini başarmak olası değildir. Alıcının tedarikçileriyle operasyonel entegrasyonu gittikçe daha fazla önem kazanmaktadır. Tedarikçilerle daha etkin ve verimli çalışmak şirketlerin en önemli hedefleri arasındadır. Bu kapsamdaki diğer bir boyut Değer Yönetimidir. Bu stratejide iki taraf, ilişkilerinin toplam değerini geliştirmeye çalışırlar. Artık, yeni bir ürün geliştirirken, her iki taraf da bu ürünün ortak operasyonlarına olumlu etkilerini en büyüklemek gibi çalışmalar yapmak durumundadır. Sanki tek şirket gibi davranmak, hem yalın hem de çevik (hızlı) olmak zorundayız. Sektörde gidişat; az miktar, sık sevkıyat ve çok çeşit yönündedir. Günümüzde müşterilerle oluşturulan Müşteri İlişkilerri Yönetimi (CRM-Customer Relationship Management) gibi, tedarikçilerle oluşturulan  Tedarikçi İlişkileri Yönetimi (SRM-Supplier Relationship Management) çalışmalarına hız vermemiz gerekmektedir. SRM,tedarikçi seçme, değerlendirme, görüşme, sözleşme yönetimi, ilişki yönetimi, işbirliği geliştirme  vb. faaliyetleri, öngörülen amaçlar doğrultusunda sistematize etme ve bir yazılım üzerinde gerçekleştirme sistemidir. Yukarıda da belirttiğim gibi sistemler veya yazılımlar gibi araçlar işimizi kolaylaştırır ama en önemli konulardan birisi Tedarik Zinciri Yönetiminin insani boyutudur. Çünkü her firma kar etmek için kurulur ve tedarikçiniz kar edecekki sizde yaşayasınız. Pazarlıklarımızı kazan-kazan sistemine uygun piyasa şartlarını bilerek yapmalıyız.

 

Ahmet TÜRKAN.